Cuma, 31. Ekim 2014
DÜGÜN-NISAN-SUNNET TARIHLARI PANOSU

Ayşe & Umut'ın düğün tarihi

13.12.2014 wienede

gelin kızımız.Gelesinli köylümüz Mahmut (Çelik) Dayanıklı abimizin yeğeni.

ANKET
Köyümüzde arazi toplulaştırmasını nasil buluyorsunuz
 
REKLAM

Aksaray'da İşadamımız

Hasan Demir


Avusturya'da İşadamımız

Kemal ve Genco Ozan


Aksaray'da İşadamımız

Fatih Şimşek


Hollanda'da İşadamımız

 

Yücel Şimşek


Hollanda'da İşadamımız

Polat Erdoğan


Hollanda'da İşadamımız

Kamil Çetin


Avusturya'da İşadamımız

Recep Şimşek


Avusturya'da İşadamımız

Erdal ve Ertan Yalçın


Avusturya'da İşadamımız

Cevdet Ayten


Avusturya'da İşadamımız

Rüstü Ozan


Avusturya'da İşadamımız

Haci Şimşek

Köyde eskide cifcilik

Köyümüzde eskide cifcilik nasil yapilirdi

1. Taşıma: Eşya ve yüklerini taşıma işi önceleri öküz ve develerle yaparlardı. Kağnı arabası çıkınca öküzlerini kağnıya koşarak taşıma işini onunla yapmaya başladılar. Kağnının yapılışı: Kağnının arkası, pil adını verdikleri iki kalınca ağacın birer uçlarını uçu uca getirilerek birleştirip, diğer birer uçları arasında 1.5 m kadar açıklık bırakarak yaparlardı. Arka tarafından ve 2 m kadar da öne doğru olmak üzere, her iki pilin üzerine köp denilen birer yassıca ağaç, vidalı demirle bağlanır. Önden arkaya doğru ve köplerin üzerine, kağnının her iki tarafından köpesan denilen birer ağaç kayıverdirilir. Köplerin üzerine, uçları pillere gelecek tahtalar çakılır. Yarma çamdan, üç parça halinde yapılan iki tekerlek vardı. Tekerleklerin yere gelen çevresine demir şina geçirilir. Ortadaki çam yarmanın tam ortasından kare şeklinde bir delik açılır ve hekzanın bir ucu tekerleklere geçirilir. Kağnının şasesi, her iki yanında ve altta bulunan ikişer dişli hekzanın üzerine oturtulur. Öküz ya da erkek mandalar boyunduruk yardımıyla kağnılara koşulurdu.

Dingil üretimine başlanınca iki tekerlekli ve dingilli kağnılar ve dört tekerlekli at arabaları yapılmaya başlandı. At arabasının yapımıyla, o zamana kadar binek ve kosu hayvanı olarak kullanılan atlardan, taşımacılıkta ve cifciligin her alaninde faydalanılmaya başlandı.Gelesinliler kaginiyi biraktilar at arabasini tercih ettiler.

Gelesinliler, tarladan tahıl sapını çekmek için kağnının üzerine, sal koyarlardı. At arabalarında ise bu iş için sandık kısmı indirilir, dört tekerleğin üzerine angıç yüklenirdi. Hasat aracı olarak tırpan ya da kısa ve seyrek ekinleri biçmek için das(orak) kullanılırdı. Tırpanla biçilen ekinin çalgıları anadut ve tırmık ile toplanır, deste yapılırdı. Destelerdeki sap, anadut ile angıç veya karaçava düzgüncene yüklenir, harman yerine taşınırdı. Orakla biçilen ekin ise, öncelikle yığınlar halinde tarlada toplanır, daha sonra harman yerine taşınırdı.

 

Köyün dört tarafı harman yeri idi. Harman yerleri genelde devletin, yani "köy tüzel kişiliği"nin mülkiyetinde bulunuyordu. Ancak harman döktüğü kişi "harman dökme" zilliyetine sahipti. Harman sahibi, bundan başka harman yeri hakkında başka bir tasarrufa sahip değildi.

 


Harman yerinde sapların üzerinden döğen gezdirilir, saman yapılırdı. dögen, iki ya da üç parça, ön tarafından uç kısmı yukarı doğru hafifce bükülmüş çam kalastan yapılırdı. Alt kısmına, çakmak taşından dişler çakılırdı. Köylüler, bu döğenleri hazır olarak satın alırlardı. Harmandan döşeğe sap sermek için iki-üç parmaklı demir dirgenler kullanılırdı. Ayrıca bu iş için ağaçtan sap kısmı uzun qelang da kullanılırdı. Sap döğenle saman haline getirildikten.

Sonra yabalarla saman toplanır, tınas yığını haline getirilirdi.Yaba iki çeşitti; büyük yaba ve küçük yaba. Artık rüzgarın esmesini beklerlerdi. Rüzgarın esmeye başlamasıyla birlikte küçük yaba ile tınas savrulmaya başlanır, buğday ya da arpa samanından ayrılırdı.



Böylelikle meydana gelen ekin tanesi yığınına tec denilir. Tecdeki ekini iri samanlardan(kesmık) ayırmak için iri kalbur(gözer) kullanılırdı. Ekin çuvallara doldurulup evlere getirilir, saman samanlıklara doldurulurdu. Köylülerin geneli hayvancılıkla uğraştıklarından saman onlar için çok değerli idi. Sığırların, koyunların, atların, eşeklerin temel besiniydi saman. Uzun kış mevsimlerinde samanın bitmesi bir köylü için büyük felaketti. Bu yüzden samanlıklar büyük ve derin yapılır, her türlü kış şartlarına karşı samanla doldurulurdu. Siyah kıl ya da yün iplikten dokunan ve don denilen özel bir kilimi kağnı ya da at arabasının dört tekerinin üzerine yaptıkları sal üzerine kurar, samanı bunun içine doldurup harman yerinden samanlıklara taşırlardı.

Dona saman büyük gürgen yabalarla yüklenirdi. Buğdayın ekserisi evin ihtiyacı için kullanılır; un, bulgur yapılırdı. Arpayı ise hayvanların kışlık yemi için saklanırdı. Senede iki kez, sonbahar ve ilkbaharda olmak üzere değirmene un öğütmeye giderlerdi. Köyümüze yakin dadasin köyüne at arabalariyle gidilirdi günlerce sira kendilerine gelmesini beklerlerdi. Artan buğday ve hayvan yemi olarak bırakılan arpayı çal denilen kuyularda ve anbar denilen özel yapılmış yere gömülü sığınaklarda muhafaza ederlerdi.

Anbarlar, . Şöyle yapılırdı: Derinliği 2 metre, genişliği ise daire biçiminde 2.5 metre kadar , kenarleri taşla örülürdü. Ekin anbara dolduruldu. Anbarlarda hayvanların kışlık yemi ve baharın tarlaya ekilecek tohumluk arpa muhafaza edilirdi. Çal ise dışarıda, yaklaşık 2 metre derinliğinde ve 2 metre çapında, daire şeklinde kazılırdı. Buğday doldurulmadan önce alt kısmına saman döşenir, biraz buğday konur, buğdayın yanlardan toprağa temas etmemesi için kenarlarına saman yerleştirilir, bu şekilde çal doldurulurdu. En üste buğday sapı ve onun da üstüne saman örtülür, üzerleri toprakla kapatılırdı.

Gelesinli çiftçileri; beyaz(kurt), kunduru(sert) ve Ankara(sunter) buğdayını ekerlerdi. 1950'den sonra kızılbaşak(kılçıksız) buğdayı öğrendiler ve bu buğdayı da yetiştirmeye başladılar. Arpayı baharın ekerlerdi. Sonbaharda ektiklerinde yetişmez, donardı. Tarlanın sürülmesi, yani herk işi 15 Mayıs ile 10 Haziran arasında yapılırdı. Bazen Nisan ayında yapıldığı da olurdu. Nisan'da yapılana ahır hergi derlerdi. 10 Hazİran'a kadar herk yapılamayan tarlalar artık sürülmez, ertesi yıl Mart ya da Nisan aylarında bu tarlalara mercimek, nohut, burçak gibi baklagilleri ekelerdi.


Burçağı el değirmenlerinde(destar) kırarlar, kışın sıcak su ile kabartmak suretiyle öküzlere yem olarak verirlerdi. Mercimeğin en kalitelisi, yassı mercimek idi. Ekim ayının sonundan itibaren tohum ekme zamanı başlardı. Havaların müsait olması durumunda ertesi yıl kış ve Mart ayında bile buğday ekerlerdi. Baklagilleri ise Mart ve Nİsan aylarında ekerlerdi.

Buğday ve arpa ekilmeden önce siyah mantara(kürüg) karşı, göztaşılı(Bakır sülfat/CuSO4) suyla iyice karıştırılırdı. Şimdi bu işlem için toz ilaçlar kullanılmaktadır. Çiftçiler kimyevi gübreleri 1968, özellikle de 1970'li yıllarda kullanmaya başladılar. Dekar başına 15 kg'dan az olmamak üzere taban gübreyi, mibzerle ve tohumla beraber ekerler. Gübreyi Tarım Kredi Kooperatifi ya da bu işin ticaretini yapan şahıslardan sağlamaktadırlar. Ilkbaharda da tarlaya boy gübresi atılır. Dekar(dönüm) başına 1.5 ile 2 yarım arasında buğday tohumluk olarak tarlaya atılır. Bir yarım, 16 kg buğdaya tekabül eder. Yarımın yarısına şinik, dörtte birine ise tımın derler. Toprak eğer iyi ise tohumluk olarak 2 yarım, kepürn ise 1.5 yarım buğday ekilir. Arpa olarak ise iyi tarlaya 5, kepür tarlaya 3 yarım tohumluk ekilir.

Baklagilerden mercimek ve burçakta dönüm başına bir nohut ise 1 şinik ekilir. Bir dekar 1000 metrekaredir. Bir dönüm ise 30 adım en ve 30 adım boyundaki bir kareye denir. Yaklaşık olarak bir dönüm, bir dekara eşittir. Gelesinli çiftçiler son birkaç yıla kadar köyün arazisini bir yıl eker, ertesi yıl nadasa bırakırlardı. Bu şekilde tarlanın dinlenmesi, korunması sağlanırdı.

Ekili arazinin korunması amacıyla Nisan ayında Köy muhtari bekçi(korucu) tutar. Bekçiler, arazideki tüm ekinler biçilene kadar görev yaparlar, ücret olarak da her çiftçi ailesinden buğday hakkı alırlardı.

Ekin biçmede 1950'lerden itibaren orak makinesini kullanmaya başladılar. Orak makinesine üç tek at ya da iki at önde, iki öküz arkada olmak üzere 4 hayvan koşulurdu. Bir kişi önde oturur, koşuları sürer; bir kişi de arkada oturur biçilen ekin saplarını makinenin arkasına demir dirgenle atardı. Sapla doldukça dolabın ipi bağlı bulunduğu ayağı geri kaydırır ve boşalırdı. Böylece biçilen sap çalgıları(felte) düzgün bir şekilde yığılır ve kolayca toplanırdı. Orak makineleriyle günde 30-40 dönüm ekin biçilirdi. Orak makinelerinin işlevi uzun sürmedi. Daha sonra traktörle çekilen orak makinesi modelleri çıktı.Biçerdöverlerin çıkmasıyla birlikte orak makinesi artık kullanılmaz oldu.Ahmet simsek

 
SITE SORUMLUSU

Gelesin sitesi ve basin

sorumlusu ile irtibat

ahmet_gelesin@yahoo.de

YÖNETIM KURULU

 

KAYBETTIKLERIMIZ

 

DERNEK LOGOSU
istatistik
İçerik Tıklama Görünümü : 96275
Onleine ziyaretciler
Şuanda 44 konuk çevrimiçi